Açıklama
Psikosomatik alanında iki temel düşünce ekolü bulunmaktadır. Bunlardan ilki, daha eski yaklaşım olup belirli psikosomatik semptomları özgül psikolojik çatışmalar ve gelişimsel duraksamalarla ilişkilendirir. Bu yaklaşımda beden, zihinde ifade edilmesine izin verilmeyen şeyin ifadesi olarak görülür. Daha çağdaş yaklaşım ise psişe ile bedeni birleşik bir bütün olarak ele alır. Buna göre beden, bilinçdışı malzemenin ortaya çıkabileceği olası kanallardan biridir ve bilinçdışının diğer tüm tezahürleri gibi anlaşılması ve onunla çalışılması gerekir. Bu nedenle her bedensel semptom, hastanın bilinçdışına dair bir şey anlatan bir rüya gibi ele alınır. Bir rüya gibi, her semptom bireye özgü, yeni ve tekil bir olgu olarak değerlendirilir. Bu sunum, psikosomatiğin bu ikinci modelini temel alacaktır.
Jung’un bedeni gölge ve süptil beden (subtle body) olarak kavramsallaştırmasını, bunun yanı sıra bedenin psikanalitik anlayışını inceleyeceğiz. Özellikle hem analistin hem de analizanın somatik yaşantısına ilişkin farkındalığına ve psikolojik semptomların somatizasyonuna vurgu yapılacaktır. Somatik bilgiyi, analitik alandaki bilinçdışı etkileşimi anlamanın ve yorumlamanın bir aracı olarak duyarlılıkla ele almaya odaklanacağız. Bu süreçte Freud, Wilhelm Reich, Carl Jung ve Wilfred Bion ile ilişkilendirilen beden kuramlarını; ayrıca nörobilim araştırmaları ile birincil duygulanımlara (primary affects) ilişkin çalışmaları inceleyeceğiz.
Amaçlar
• Jung’un Analitik Psikoloji içindeki beden kavramsallaştırmasına ilişkin anlayış geliştirmek.
• Bedenin psikanalitik modeline ilişkin bir anlayış geliştirmek.
• Analitik alandaki somatik yaşantıya yönelik farkındalığı artırmak.
• Psikolojik semptomların somatizasyonuna ilişkin farkındalığı artırmak.
• Hem hastanın hem de analistin somatik yaşantısına dayanarak analitik yorumlar geliştirmek.




